1. Ana Sayfa
  2. Bilim
  3. Bilim insanları dev virüslerin nasıl bulaştığını keşfetti

Bilim insanları dev virüslerin nasıl bulaştığını keşfetti

virüs_800x533
Abone Ol

Son yıllarda, Sibirya’nın eriyen donmuş topraklarından Antarktika buz örtüsünün altındaki bilinmeyen yerlerine kadar dünyanın en gizemli bölgelerinde dev virüsler keşfediliyor.  

Michigan Eyalet Üniversitesi’nin (MSU) aktardığına göre, üniversiteden bir ekip yeni araştırmasında bu esrarengiz ve ilgi çekici virüslerin hücreleri hangi süreçle ele geçirdiğini aydınlattı.

Son teknoloji görüntüleme teknolojilerini kullanan araştırmacılar, dev virüsleri araştırmak için güvenilir bir model sundu ve enfeksiyonun organize edilmesinden sorumlu bir takım önemli proteinleri tanımlayarak işlevlerini gösterdi.

Soğuk algınlığından sorumlu rhinovirüsler yalnızca 30 nanometrelik (ortalama bir saç telinin yaklaşık üç binde biri) bir boyuta sahipken dev virüsler 300 nanometreden daha büyük olabiliyor ve binlerce yıl bulaşma özelliğini koruyor.

MSU’da Biyokimya ve Moleküler Biyoloji bölümünden araştırmanın sorumlusu Doç. Dr. Kristin Parent, dev virüslerin boyutlarının ve karmaşıklığının çok yüksek olduğunu ifade ediyor ve ekliyor:

Dev virüsler yakın zaman önce Sibirya’da donmuş toprakta 30 bin yılın ardından bulaşma yeteneklerini korur biçimde keşfedildi.

Hakemli bilim dergisi Cell’de yayımlanan araştırmaya göre, bu virüslerin içindeki DNA’yı koruyan dış kılıfı sağlam ve çetin çevre koşullarına dayanabiliyor. Yeni çalışmada analiz edilen dev virüs türlerinin (mimivirüs, Antarktika virüsü, Samba virüs ve yeni keşfedilen tupanvirüs) kılıfı 20 yüzlü bir zara benzeyen geometrik şekle sahip.

Bu türler DNA’larını hücrelere sokmak için kendine özgü bir yöntem kullanıyor. Kılıflarındaki dış köşelerden birinin üzerinde denizyıldızı biçiminde bir yapı bulunuyor. Bilim insanlarının “yıldız geçidi” ya da “denizyıldızı” dediği bu özel tepe, virüsün DNA’sını yapıştığı hücreye aktarması için bir kanal açıyor.

Araştırmacılar çalışmayı sürdürürken aşmaları gereken pek çok sıkıntıyla karşılaştı. Parent bu süreci şöyle anlattı:

Dev virüsleri boyutları nedeniyle görüntülemek zor ve önceki araştırmalar, milyon tane virüs arasından bulaşmanın doğru evresinde bulunan birini bulmaya dayanıyordu.

Araştırmacılar bu sorunu çözmek için bulaşma sürecinde yaşanan koşulları canlandırma amacıyla virüsü bir dizi zorlu kimyasal ve çevresel uygulamaya maruz bıraktı. 

Ekip bu süreçte virüsü görüntülemek için kriyo-elektron mikroskobu (kriyo-EM) ismi verilen özel bir cihazı ve üniversitenin taramalı elektron mikroskobunu kullandı.

Parent söz konusu yöntemi, “Kriyo-EM virüsleri ve protein yapılarını atomik düzeyde araştırmamıza ve faaliyet halindeyken yakalamamıza imkan tanıyor” diye açıkladı.

Sonuçlar “yıldız geçidinin” açılmasını üç çevresel koşulun tetikleyebildiğini gösterdi: Asidik ortam, yüksek sıcaklık ve çok tuzlu ortam. Dahası üç koşulun her biri bulaşmanın farklı bir aşamasını ortaya çıkardı.

Parant, “Bu yeni model artık bilim insanlarının aşamaları güvenilir biçimde ve daha sık tekrarlayabilmelerine imkan tanıyarak gelecekteki çalışmalara kapı açıyor ve bu virüslere yönelik herhangi bir araştırmayı ciddi oranda kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı.

Ekip aynı zamanda yıldız geçidi yapısının bir anda açılmak yerine virüsün kılıfına bağlı kalarak yavaşça açıldığını keşfetti. Araştırmacılara göre bu, yeni dev virüslerin DNA’yı salma stratejileriyle ilgili bildiklerimizde yeni bir dönüm noktası anlamına geliyor.

Virüsün bulaşırken geçirdiği farklı aşamaları düzenli olarak yeniden canlandırma yeteneğine kavuşan araştırmacılar, virüsün ilk aşamada hücreye saldığı proteinleri detaylı biçimde inceledi.

Bilim insanları, bu proteinlerin virüslerin kendilerini kopyalamak için girdikleri ve ele geçirdikleri pek çok biyolojik süreci koordine ettiğini gösterdi.

Araştımacılar, bulaşmanın başlangıç aşamasında salınan ve sürece yardım ederek nihayetinde hücrenin tamamen ele geçirilmesini sağlayan başlıca proteinleri inceledi. Ekibe göre yeni araştırma modeli, pek çok proteinin daha önce bilinmeyen işlevlerini gösterdi.

Ekip, gelecek araştırmalarda yeni keşfedilen bu proteinlerin tam olarak hangi işlevi gerçekleştirdiğinin ve dev virüs enfeksiyonuna nasıl aracılık ettiklerinin incelenmesi gerektiğini düşünüyor.

Ayrıca, diğer dev virüs tiplerinin de benzer proteinler kullanma olma ihtimalinin yüksek olduğu ifade edildi.

Virologlar arasında tartışılmaya devam eden, dev virüslerin insanlara bulaşıp bulaşamadığı sorusuysa henüz yanıtlanmış değil.

Yorum Yap